ROKETSAN tarafından gerçekleştirilen canlı atış testinde, TAYFUN Blok-3 balistik füzesinin su üstü hedefini hipersonik terminal hızında, taşıdığı gerçek harp başlığıyla başarıyla vurması; Türk mühendisliğinin ulaştığı seviyeyi ve savunma sanayimizin geldiği noktayı açıkça göstermektedir. Bu başarı, yalnızca teknik bir testin tamamlanması değil, aynı zamanda Türkiye'nin caydırıcılık kapasitesine yapılan güçlü bir yatırımdır.
Özellikle Doğu Akdeniz, Karadeniz ve çevremizde yaşanan jeopolitik gelişmeler dikkate alındığında, Türkiye'nin gemisavar balistik füze kabiliyeti kazanması stratejik açıdan önemli bir eşik olarak değerlendirilmelidir. Güçlü devletler yalnızca diplomasiyle değil, gerektiğinde hak ve menfaatlerini koruyabilecek savunma altyapısıyla da söz sahibi olurlar.
Ben inanıyorum ki yerli ve millî savunma sanayisine yapılan her yatırım, gelecekte çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miraslardan biridir. Çünkü bağımsızlığın en önemli teminatlarından biri, kendi teknolojisini üreten, kendi silahını geliştiren ve dışa bağımlılığı en aza indiren güçlü bir devlettir.
Elbette savunma sanayisindeki başarılarımızın amacı savaş değil, barışı koruyacak güçlü bir caydırıcılık oluşturmaktır. Tarih bize göstermiştir ki güçlü olan devletler, barışı koruma konusunda da daha etkin bir konuma sahiptir.
Türkiye bugün yalnızca kendi sınırlarını koruyan bir ülke değil; geliştirdiği teknolojiyle dünyaya "Ben de varım." diyen küresel bir aktör olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Savunma sanayimizde emeği geçen tüm mühendislerimizi, teknik ekipleri ve bu projelerde görev alan herkesi gönülden tebrik ediyorum.
Yunus Destebaşı
0 Yorumlar